Osmanlıda Yerel Yönetim

Ziya Kazıcı Kayıhan Yayınları ÇEVRİMİÇİ OKUMAK İÇİN GİRİŞ YAPIN
Hakkında

İslâm dünyasında, Hz. Peygamber devrinden itibaren varlığı bilinen “hisbe”,1 Hz. Ömer’in hilâfeti döneminde tam teşkilâtlı bir müessese haline geldi.2 İhtisâbın aslı, “emr bi’l-marûf ve nehy ani’l-münker” olduğuna göre, bunun, bütün ashâb tarafından uygulanmış olması gerekir. Bununla beraber bu teşkilâtın Hz. Ömer’e nisbet edilmesinin sebepleri, İhtisâbla ilgili bazı eserlerde açıklanmaktadır.3 Şu kadar var ki, bu sebepleri göz önünde bulundurmasak dahi diğer pek çok müessesede olduğu gibi İhtisâb kurumunun da bu dönemde teşkilâtlı bir müessese olarak ortaya çıkmış olması, normal karşılanmalıdır. İyiliklerin yapılmasını emretmek ve kötülüklerden vazgeçirmek gayesiyle kurulan bu müessesenin4 başında bulunan muhtesib, dinin hoş karşılamayıp çirkin gördüğü her türlü kötülüğü (münker) ortadan kaldırmaya çalışırdı. Gerçi İslâm’da, iyiliklerin emredilmesi ve kötülüklerden sakınılmasına nezâret etme, bütün Müslümanların yerine getirmesi gereken müşterek bir vazife olarak kabul edilmektedir.5 Ancak, diğer bazı emirlerde olduğu gibi, bu görevin de bir grup Müslüman tarafından yerine getirilmesi, diğerlerini de sorumluluktan kurtarır. İşte bu sebeple, İslâm müesseseleri arasından bu vazifeyi yüklenen yeni bir müessese doğdu ki, bu da, “İhtisâb”tan başka bir şey değildi. Arap dil gramerine göre hisbe kelimesi, “hasebe” maddesinden gelen bir isimdir. Daha yaygın bir ifade olan “İhtisâb” da aynı köktendir. Arap gramerine göre bu madde, birinci babtan geldiği zaman “saymak”, dört ve altıncı bablardan geldiği zaman da “zannetmek”, beşinci babtan da” haseb ve soy sop sahibi olmak” mânâlarını ifade eder.

ISBN
978-625-7444-07-1
Sayfa Sayısı
138
Yayınlanma Tarihi
2014